Pazar, 22 Ocak 2012 20:13
ZUĞA 3’K’ARİ!
Dulyas bort’i, telefonişi zili iç’andinu… Gom3’k’i, melendoni sersi Cuma-çkimi Afakişi t’u.
“ Abi.. hamseri duyla var-giğunna sarganaşe bidat… dido oraşen doni mçxomişi ç’opinaşe var bidi!”-ya, tku. Mati jur-sum ndğa oğune mçxomişe bididort’un. Hem seris mçxomi na-vart’u şeni oxtimu var-minont’u. Gurişi galendo.
“ Diveni… Hamseri sargana?”–ma, şi;
“ Ko” ya, “ Ğoma lumci Omerağaşi Nuri cumadi idudoren do dido sargana ç’opudoren”-ya tkvuşi. Mati oxtimu dido var-minon nati hemus guri davas ma-do;
“ E ho, k’ai hem oras bidat. Xafizişi Memet’iti kebzdat, hemukti sarganaşi ç’opinaşe çkar var-idudoren… heti komoxtas”-ma, bu3’vi.
“ Ok’om3’k’upaşi felukâşi parxanaşi hek kok’optat”-ma, bu3’vi.
Lumcis na-ok’obitkvit steri felukâşi hek; metanu şeni luksi, sarganaşi ç’opina şeni osarganale kebzdi do parxanaşe mendapti. M3ika ora şkule Memet’i do Cuma-çkimi komoxtu. Xut metre k’onari gunz*enobas, doloxeti şkit menceli Çinuri, mazot’li makine na-doludgin feluk’a çkimi ç’opina şeni dopxazirit. Hemtepes; seri m3ika ini na ikoms do kimi oras m3ika ixiti na-elabar şeni;
“ Ekunoni ondepe kezditi?”-ma, şi jurikti xez na-okaçunan ekunonepe momo3’ires.
İpti; Luksişi k’ap’is spirto gebobi do ebzate komebun3’i. Spirtoşi oç’ute ti-muşi çxumt’ut’aşa camişi ar k’ele sigaraşi jelatini kogobotvi. Sarganaşe çkar navar uxtimun Memet’ik;
“ Jelatini camişi ar k’ele muşeni gutvam, k’ai te var-meçasen “-ya şi. Mati;
“ Luksişi te çkimde k’ele mot mematanet’as… tolis dolomaçxant’aşi sargana k’ai var-maz*iren, hemu şeni haşo bikom “-ma şi. Hemoras koxo3’onu Memet’ik. Muşeni luksişi ar k’ele jelatini na-goitven.
Luksiz ti dut’ubuşi Cuma-çkimik pompa geçudo fit’ilis konudvinu. Fit’ili k’ai ikçanet’uşa pompa geçus nuonu. Felukâ zuğaşe xolos na-t’u şeni ar felengite gverdi şakis zuğaşe kodoloboonit. Memet’i feluk’as kodoloboxunit. Xesti medvineri luksi kodobokaçapit do;
“ Luksi k’ai dikaçi hek hak mot elegantxet’as fit’ili goixvasen “-ya do dopçinadvit. Ok’ule Cuma-çkimi k’ala gverdişa 3’k’aris na-dolodgin feluk’as mebuxvancit. Oşi kiloluği Memet’i k’ala feluk’a zuğaşe kodoloboonit.
Luksi feluk’aşi tiş k’ele pi3arişen xeneri angi muşis kodolobdgi. Okink’anaşi zuğas mot dololamt’as yado telite feluk’as koxobok’ori. İrik kodopxedit şkule makine kodobogzi. “ Dgu…dgu…dgu”-ya do makine diçalişu. M3ika gza komepçi. Tamo tamo bulurt’itşi Cuma-çkimis;
“ Sargana oç’opuşe ipti si gyoç’k’i, dogaç’k’indaşi ambari momçi do ma go3’ogakturare.”-ma Hemukti osarganale ezdu do feluk’aşi tiz kogeladgitu. Çkuti Memet’i k’ala felukaşi mundiş k’ele kogelapxedit. Yeketi kodobikaçi do tiz k’ele na-geladgin Cuma-çkimi o3adus kogeboç’k’i. Memet’ik;
“ Ha3’i hemuk sargana muç’o ç’opasen. “-ya şi.
“ O3’k’edi… makine na-içalişams şeni sersi muşi var-bognamt. Hemu şeni sargana z*iraşi osarganaleşi mosa gevşeri kara hekole noğirasen. Mati feluk’a hekole boşkvare.”-ma bu3’vi. Makinaşi sersite artikatişi op’aramitu m3ika zori ignapet’u. mğorineri na-bip’aramitamt şeni Cuma-çkimikti çku miucamt’es. Hemoras osarganaleşi kara sarganaşe k’ele noğiruşi mati feluk’a hekole golobokti. M3ika mebanç’it şkule osarganale tiz k’ele dolodgu do iptineri sargana mosaz kodolot’k’oçu. Mosaz na-çxap’alams sargana z*iruşi Memet’ik;
“ Ehe… oç’opu! “-ya tku xelinate.
“ Daha ağani geboç’k’it, sum k’oçi boret, iriz ar get’ağanoni mçxomi p’ç’opumtt’aşa hak boret.” –ma bu3’vi.
Cuma-çkimis sarganaşi oç’opuşe ç’ut’a t’uşi elebikat’amt’i do dobogiridort’un. Ha3’i çkimi k’onari k’ai mçxomi ç’opumt’u.
Sarganaşi oz*iru, heya feluk’a na-ixmars k’oçişe meguru, osarganales sargana dolot’k’oçinu do enni becit’i nare, na-ulun feluk’as “ zuğas var-dololaşa “ amadginu ham dulyaşi mç’ipenobat’u.
Memet’ik mçxomi iç’op’at’uşi na-xet’u yerişen e3’uk’ap’ut’u do;
“ Ehe… xoloti oç’opu “-ya do gamimğoramt’u. Osarganale mçxomiten navar e3’izdasen k’onari imonk’anat’uşi çkunde k’ele goktamt’u do mosaz na-dolobğun mçxomi pilastiğişi vedres moboçodinamt’it.
Sargana mçxomi zuğaşi doloxendo k’ele dido var-iven. Kobra oz*ğu şeni zuğa-p’icişe k’ele gyulun. Çkuti sargana haşo 3’k’arepes p’ç’opumt. Ar saat’işi doloxe jur get’ağana mçxomi op’ç’opitdort’un. Cuma-çkimik;
“ Abi! Ma domaç’k’indu… moxti do m3ika siti ç’opi.“-ya do osarganale feluk’as kogoladvu do çkunde k’ele komoxtu.
Mati, na-pxe yerişe nebiseli do luksişi tes m3ika na-dak’lu şeni angi muşişen kebzdi. Pompa kogebçi do xoloti feluk’aşi tiz k’ele naren yeri muşis kodolobdgi. Ok’ule osarganale ebzdi do monk’anoba jur xez okirtas mad ona-nomskun yerişen kodobikaçi. Feluk’aşi tiz kamabdgiti do sarganaş k’ele na-meboguramt’i k’ele feluk’as gza mepçamt’i. Ar saat’i k’onari ar oras osarganale dobonk’ani. Ar-jur get’ağana mçxomi op’ç’opi şkule;
“ Hayde! Hak’o mçxomi iriz domibağunan… yano divu.. tamo tamo gamabilat.”-ma şi. Sarganaşi ç’opinaşe iptineri fara na-muxtimun Memet’ik;
“ Hek’o yano var-ivu, m3ika daha op’ç’opat.”-ya tku.
Zuğas m3ika ixi kogexedudort’un. Srişi m3’k’upis n3as e3’ebi3’k’edişi murun3xepeti gondunudort’un. Haya zuğa irdaşen tkvalaşe mulurt’u;
“ Hayde berepe gamabilat! Dubağun. T’aroni ok’oxvasen steri ren… ixik memç’opanoren.”-ma ptkvi. Goktinuşi gzas kogebdgitit. Osarganale feluk’as kogebdvi. Luksi ebzdi do xes kodobikaçi. M3ika şkule ixi kogamaxtu. Parxanaşe mendra bort’it.
“ Feluk’as m3ika gza meçi!”–ma bu3’vi Cuma-çkimis. Dido ora var-golaxtuşa zuğaşin çvalati ordus kogyoç’k’udort’un. Nçvalapeşi jin e3’ak’ap’ineri, daç’k’ideri limanişe mebanç’itşi hakşakis boine na-ip’aramitamt’u Memet’is nena amt’udort’un. Muşeni nena var-eşimers mado luksişi te hemus mebotani. Na-xet’u yeris mteli kok’amxvudort’un. Nuk’uşi periti amt’udort’un.
“ Memet’! mu gağodu… çkar sersi var-eşime?”-ma şi,
“ M3ika ti gomaktu, guri makten”-ya tku. Memet’is zuğa na-ağodu koxobo3’oni. Zuğaşi doloxe na-maxenanoren mututi vart’u.
“ Aha komoptit! M3ika daha konuxondi”-ma şi. Memet’ik çkar nena var-momçu. Cuma-çkimikti hemus zuğaşi oğodinuşen muçitu şeni na-uçkinpe u3’umert’u. haşopeten limanişa kamaptiti do zuğaşi nçvalaşen mobuçitit. Feluk’a kelebonç’it. Memet’ik moşvacinu şeni naren steri kvanç’alapunas go3’it’k’oçu. Çkuti hem oraşi doloxe “ Felukâ mçxomoni mot mebaşkumert’at”-yado zuğa 3’k’arite kogopçxit. Na-p’ç’opit mçxomepeti sumişe kok’obirtit. İris mexola jur get’ağana mçxomi komanç’esdort’un. Ham oraşi doloxe Memet’is peri m3ika komuxtudort’un.
“ Memet! Zuğaşi oğodu iris domağodes, ok’açxe k’oçi gyagen. Haya he k’onari p’at’i ar mutu varen.. siti gyagare.”-ma şi. Cuma-çkimik;
“ Ma, hek’o zuğa mağoduki, xoloti zuğaşe bulur, m3ika ora şkule mteli gologilasen”-ya u3’u. moşvacineri Memet’ik;
“ Zuğaşi oğodinu mteli golomilu”-ya tku. “ Ha3’i şkule xoloti mundes bidaten bidaten sarganaşi ç’opinaşe”-ya şi;
“ Ç’e Memet’i! Siti zuğa 3’k’ari ucis gamt’u… zuğa 3’k’ari ucis na-amt’en k’oçi zuğaşen var-na3’k’inen… siti heşo dogağodu”-mado biz*i3init.
Mskva ar doç’k’endinate artikatis “k’aobape” dobindvinit do oxorepeşe oxtimu şeni gzas kogebdgititi.
DENİZ SUYU!
İşteydim, telefonumun zili çaldı… Açtım. Telefondaki ses kerdeşim Afak’ındı;
“Ağabey… bu gece işin yoksa sarganaya gidelim… Uzun zamandan beri gitmedim balık avına!” dedi. Bende, üç-dört gün önce balığa gitmiştim. Gittiğim gece balık avlayamadığım için pek gitmek istemiyordum. İsteksizce;
“ Olurmu! bu gece sargana?” deyince.
“ Olur” dedi. “ Dün gece Ömerağalardan Nuri dayı gitmiş epey sargana avlamış” deyince. Gitmeyi çok istemediğim halde onun gönlü olsun diye;
“E hadi, iyi o zaman gidelim. Hafızların Mehmeti de alalım, oda sargana avına hiç gitmemiş… oda gelsin” dedim. Akşam, karanlık olunca kayıkhanenin orada buluşalım” diyerek telefonu kapattım.
Akşam olunca sözleştiğimiz gibi; ışık için lüks ve sargana avlamak için sargana kepçesini alıp kayıkhanelerin olduğu balıkçı barınağına gittim. Kısa bir süre içinde Mehmetle Kardeşimde geldi. Beş metre boyunda, içinde yedi beygir, çin malı mazotlu motoru olan teknemi av için hazırladık. Onlara; gece biraz soğuk olduğunu ve bazı zaman biraz rüzgar estiği için
“Üstünüze giyecek bir şeyler aldınızmı?” deyince, ikiside yanlarında bulundurdukları giyecekleri gösterdiler.
Önce; lüksteki kabına ispirto döküp kibritle tutuşturdum. Kapta ispirtonun yanması ile üst tarafı ısınırken camının bir tarafına sıgara jelatini ile sarıp kapattım. Sargana avına hiç gitmemiş olan Mehmet;
“Jelatini camın bir tarafına niye kapatıyorsun? Lüks iyi ışık yapmayacak” dedi.
“ Lüksün ışığı bana taraf gelmesin … ışık gözüme gelince sarganayı iyi göremem, onun için böyle yapılması gerekiyor”dedim. O zaman kadar sargana avına gitmemiş Mehmet’te durumu anlamış oldu. Niçin lüksün camının bir tarafının kapandığını. Lüksün kafası ısınca kardeşim pompalayıp fitili tutuşturdu. Fitilin yanışı beyazlanıncaya pompalamaya devam etti. Tekne denize yakın olduğu için tek felenkle yarıya kadar suya indirdik. Mehmeti tekneye bindirdik, elinede lüksü verdik ve
“ Lüksü iyi tut, sağa sola çarpma fitili dökülür!” diye tembihledim. Sonra kardeşimle yarıya kadar suda olan tekneyi itikledik, yüz kiloluk Mehmetle birlikte denize indirdik.
Lüksü teknenin baş tarafında tahtadan yapılmış olan kabının içine koyup sallantıdıdan denize düşmesin diye tel ile tekneye bağladık. Tekneye hepimiz bindikten sonra motoru çalıştırdım. “Kra.. kra.. kra” diye motor çalıştı. Biraz gaz verdim, yavaş yavaş yol alırken Kardeşime;
“ Avlanmaya önce sen başla, yorulunca haber ver değişiriz”. Oda sargana kepçesini alıp teknenin ön kısmına gitti. Bizde Mehmetle teknenin arka kısmında oturduk. Yekeyide elime alıp baş tarafta kepçe elde ayakta duran kardeşimi izlemeye başladım. Mehmet;
“ Şimdi o sarganayı nasıl avlayacak” deyince.
“ İzle!. Motor çalıştığı için onun sesini duyamayız… onun için sarganayı gördüğü tarafa kepçenin ağlı ucuyla işaret edecek… bende tekneyi o tarafa yönlendireceğim” dedim. Makine sesinden birbirimizi iyi duyamıyorduk. Yüksek sesle konuşmak zorunda idik. Az sonra Kardeşim kepçeyi işaret ettiği tarafa tekneyi yönlendirdim. Biraz daha yanaşınca kepçeyi baş tarafından daldırıp ilk sarganayı kepçenin içine aldı. Ağın içinde çırpınan sarganayı görünce Mehmet;
“ işte yakaladı” dedi sevinçle “Daha yeni başladık, üç kişiyiz hepimize birer tavalık balık avlayıncaya kadar buradayız” dedim.
Kardeşime balık avlanmayı küçük yaşlardan itibaren beraber avlanarak öğretmiştim. Şimdi benim kadar iyi balık avlayabiliyordu. Sarganayı suda görebilmek, onu tekneyi kullanan kişiye işaret edebilmek, sarganayı kepçenin içine alabilmek ve en önemliside hareket halinde olan teknede “denize düşmeden” kepçe kullanmak işin incelikleri idi. Mehmet her balık avlanışında yerinde hareketlenip;
“İşte yine yakaladı” diye söyleniyordu. Kepçeci avlanan balığın ağırlığından kullanma zorluğuna ulaşınca bize taraf çevirip içinde olan balığın plastik kovalara boşaltmamızı sağlardı.
Sargana denizin açık sularında pek olmazdı. Karnını doyurmak için çoğunlukla gece sahile doğru iner. Bizde onun için sarganayı kıyıya yakın sularda avlardık. Bir saat kadar bir zaman içinde iki tava kadar balık avlamıştık. Kardeşim;
“ Ağabey! Ben yoruldum.. gel biraz sende avlan” diye kepçeyi tekneye yan bırakıp bize taraf geldi.
Bende yerimden kalkıp önce lüksün ışığı azaldığından yerinden alıp biraz pompalayıp havasını güçlendirdim. Yine kayığın baş tarafında olan kendi kabının içine koydum. Sonra kepçeyi elime alıp ağırlığını dengeledim. Kayığın başında ayakta durup sorgananın bulunduğu yere doğru tekneyi yönlendirmeye başladım. Bir saat kadar kepçe salladım. Yeteri kadar balık avladıktan sonra;
“Haydi! Bukadar balık hepimize yeter.. zaman bir hayli geç oldu.. yavaş yavaş çıkalım” deyince sargana avına ilk defa katılan Mehmet;
“ O kadar geç olmadı, biraz daha avlanalım” dedi.
Deniz yüzeyi biraz rüzgarlanmıştı, gecenin karanlığında gökyüzüne baktığımda yıldızlar kaybolmuştu. Anlaşılacağı gibi denizin dalgaları büyüyecek anlamına geliyordu;
“ Hadi çocuklar çıkalım! Yeter bu kadar, hava patlayacak gibi. Rüzgara yakalanacağiz” dedim. Dönüş için yola koyulduk. Kepçeyi tekne boyunca uzatıp bıraktım. Lüksü yerinden alıp elimde oturduğum yerde tutmağa başladım. Kısa bir zaman sonra rüzgar esmeye başladı. Kayıkhanelere uzaktaydık.
“ Makineye biraz gaz ver” dedim kardeşime. Az bir zaman içinde deniz dalgalanmaya başlamıştı. Dalgaların üzerinde zıplaya düşe limana yaklaştığımızda şimdiye kadar pek susmayan Mehmedin sesi soluğu kaçmıştı. Niçin sesi çıkmıyor diye lüksün ışığını ona doğru tuttum. Oturduğu yerde büzüşmüş haldeydi. Yüzünün rengide kaçmıştı;
“ Mehmet! Ne oldu.. hiç sesin çımıyor?” dediğimde;
“ Biraz başım döndü, midem bulanıyor” dedi. Mehmedi deniz tutmuştu. Denizin ortasında pek yapacak bir şeyde yoktu;
“ İşte geldik! Biraz daha dayan” dedim. Mehmet’ten hiç ses çıkmadı. Kardeşim ona deniz tutmasına karşı yapması gerekenleri anlatmaya çalıştı. Böylelikle epey zaman sonra limanın içine girdik. Dalgalardan da tamamen kurtulmuştuk. Tekneyi kıyıya çektik. Mehmet dinlenmek için olduğu gibi çakılların üzerine oturdu. Biz de bu zaman içinde tekneyi “balıklı bırakmayalım” diye deniz suyu ile yıkadık. Avladığımız balıklarıda üçe pay ettik. Hepimize yaklaşık iki tavalık balık düşmüştü. Bu arada Mehmet’te yavaş yavaş kendine gelmeğe başlamıştı.
“ Mehmet! Deniz tutmasını hepimiz yaşadık, sonraları insan alışıyor. Bu çok önemli bir durum değil.. sende alışacaksın” deyince Kardeşim;
“ Benide o kadar deniz tuttuki, denize yine gidiyorum. Bir sure sonra tamamen geçecek” dedi. Yarım saat sonra kendine gelmiş olan Mehmet;
“ Deniz tutması tamamen geçti.” Dedi. “Yine ne zaman gideceğiz sargana avına!” Deyince;
“ A..Mehmet! deniz suyu senin de kulağına kaçtı… deniz suya kulağına kaçan kişi denizden ayrılamaz. Sanada öyle oldu” deyip gülüştük!
Tatlı bir yorgunluk içinde birbirimize “ İyi geceler” dileyip evlerimize gitmek için yola koyulduk.
( Laz Kültür Dergisi Tanura-2 de yayımlanmıştır)
Lazona.2012
Osman Şafak BÜYÜKLÜ











